Mamma Mia!
Selamlaaaar! Sevgili okuyucularım, minnoş yazarınız hibesine yeni bir film doldurdu; mezarlığından çıkardı getirdi. Aklımdan film ya da dizi içerikleri dışında da yazılarla karşınıza gelme fikri geçiyor. Bakalım. Takipte kalınızz…
Film hakkında yazıma başlamadan önce ilginç bilgi arayışına çıktım. Sonuç olarak elimde Meryl Streep’in burcu var. Biliyorsunuz önemli bir bilgi(!).Yengeç burcuymuş. Bu bilgi hayatınıza ne kattı orasını bilemem.
Saat daha da ilerleyip benim iki satır kelime yazma yetim daha da tükenmeden size biraz filmden bahsedeyim.
2015 senesindeki YouTuberlar gibi giriş kısmını 1 saat kadar uzun tutma rahatsızlığım var. Sevgili yazarınıza (evet, kendime) şifa diliyorum. Başlayalım!
Mamma Mia!
Mamma Mia!, 2008 yapımı bir müzikal filmidir. Tür olarak ise romantik, komedi ve müzikal türlerinin hepsine dahil edilebileceğini söyleyebiliriz. Filmimizde Sophie isimli bir kızımız var ve annesinin ismiyse Donna. Donna rolünü Merly Streep canlandırıyor. Sophie’mizi ise Mean Girl filminin saf sarışın kızı, Amanda Seyfried canlandırıyor. Evet, göğsüyle hava durumu tahmini yapan kız. (bence epey iyi açıkladım.)
Sophie kızımızın yakın zamanda olacak olan düğününe giriş yürüyüşünü babasıyla gerçekleştirmenin hayaliyle daha önce hiç tanışmadığı babasını bulmaya kalkışır. Anne karakterimiz de yani Donna da aslında babanın kim olduğundan emin değildir. Kızımız bir yandan da evlenmeden önce babasıyla tanışıp kendini bulmak isteğiyle bu işe kalkışmıştır. Bu sebeple gerçeği öğrenmek adına annesinin kendisine hamile kaldığı yaza ait günlüğünü bulunca günlükte annesinin birlikte olduğu üç erkeği de annesinin ağzından kendi düğününe davet ediyor. Donna’mızın hamile kaldığı yaza ait o üç adam da ne hikmetse eksiksiz bir şekilde toplanıp düğün için geliyorlar. Gelmeseler kurgu olmazdı tabii ki.
Olaylar bu çerçevede gelişiyor.
Ben niye gelip size film yorumu yapmak istedim, o kısma gelelim. Çünkü ben yazı özledim. Evet arkadaşlar; kış aşığı, her masada kış mevsiminin en güzel mevsim olduğunu savunan ben bir anda farklı bir kişiliğe büründü. Pinterest’te Greek Summer Aesthetic başlıklı videolar arasında boğulmuşken bu filmi izlememin vaktinin geldiğini fark ettim. Ara sıra alakasız filmleri aşeririm. Film çok güzel biz yaz hevesi katıyor size. Çıtır çerez izlemelik filmler arayan insanların favori durağı artık benim sitem olmuştur. Kaliteli alt metni aşırı iyi bir film önerisi çıkmıyor bu parmaklardan. Ne yapalım? Biliyorum ama izleyince sizin de hoşunuza gidecek.
O güneş, dans, deniz ve yaz mevsiminin verdiği özgürlük hissini iliklerime kadar hissettim. Tabii ki durmadım devam filmini de izledim. İkinci filmin ismi Mamma Mia! Here We Go Again. Onu da öneririm. Devam filminde Donna’nın gençliğini izliyoruz daha çok. Gençlik hayatına o muhtemel üç babanın nasıl girdiğini öğreniyoruz. Donna’ya aşık olmamak mümkün değilmiş zaten. Özgür ruhlu, eğlenceli, sıcak enerjili, genç bir kızı beğenmemek imkansız. Tek başına ayaklarının üzerinde de durmayı başarmış bir yandan da. Cidden Yunanistan’ın çok alakasız bir adasında kendi başına tutunmuş bir şekilde. Benim filmi kurgu olmaktan çıkarıp empati denize daldığım o kısımdayız şuan. Hemen o denizden çıkıyorum ve asıl bomba kısma geliyorum. Sonuçta bu bir müzikal film. Müziklerden bahsetmeden bir müzikal nasıl yorumlanabilir ki? Bu satırları ele aldığım sırada arkada filmin müzikleri dönüyor. Filmin ruhunu tam aktarabilmek adına profesyonel bir yaklaşım olarak değerlendirebilirsiniz. 😀 Şarkıların hepsi ABBA grubuna ait. Oyuncular yeniden seslendirmiş tabii ki. O kadar eğlenceli ki dinlemesi. Aklımda sahneleri canlanınca daha da eğlenceli kılıyor durumu. Son bir haftadır “this summer” adında oluşturduğum çalma listeme filmden favori parçalarımı ekledim ve her gün çektiğim 2 saatlik yolumu biraz da olsa katlanır hale bu şekilde getirdim. ABBA’nın şarkıları küçüklükten bana işlenmiş olduğu için çoğu şarkıya hakim olmanın verdiği tanıdıklık hissi de filme karşı ekstra bir sevgi oluşmasına sebep olmadı değil. Yeni şarkılar da kattı bana ve cidden çok hoşuma gitti. Mesela Sophie’nin bekarlığa vedasının başında Donna & The Dynamos grubunun yaptığı gösteride söyledikleri ilk şarkı: ABBA’nın Super Trouper şarkısı çok hoşuma gitti. Bu haftaki takıntım kendileriydi mesela.
Dün annemle sohbet ederken Nil Karaibrahimgil’den konuyu bir anda Mamma Mia!’nın müziklerine getirmem sonucu Youtube’dan filmin beğendiğim bazı şarkı sahnelerini açtım ve filme karşı en büyük şaşkınlık sebebimiz oluştu: Meryl Streep’in filmdeki hareketliliği. Ufak bir doğum tarihi bilgisi verelim siz de basit bir matematikle bu konuya neden bu kadar şaşırdığımızı algılayacaksınız. Meryl Streep 1949 yılında doğmuş film ise 2008 yapımı. 2008’den 1949 yılını çıkarırsak ise film çekilirken 59 yaşında olduğu bilgisini elde ediyoruz. Bizim en çok şaşırdığımız kısım Dancing Queen şarkısı söylenirkenki sahne. Filmi izlemeseniz bile internet üzerinden direkt sahne kesitine ulaşabilirsiniz. Öyle hoplayıp zıplıyor ki. Maşallah diyelim. Aynı enerjiyi o yaş grubundaki tüm bireylere diliyorum.
Çok çıtır çerez bir film olduğu için yazın izlenebilir bir film olduğunu düşünüyorum. Ekstradan devam filmini de öneririm. İzlerken eğlendiriyor. Bu kadar ABBA müzikleriyle yıkanmış bir filmin eğlendirmemesi tuhaf kaçardı zaten. Yazarınız öneriyor. 🙂 Puanlamamamı ise 10 üzerinden 6.7 diyorum. Yuvarlayalım ve 6 diyelim. Evet biliyorum normalde üst sayıya yuvarlanırdı ama daha iyileri gelir 7’ye, o sebeple ben 6’ya yuvarlamayı uygun buldum. Bu kötü bir puanlama değildir. 5’i geçmesi izlenebilir kategorisine soktu kendilerini.
Puan: 6/10
En minnoş yazarınızdan bu kadar. Sizleri çok seviyorum. Sağlıcakla kalın <3


