The Time Traveler’s Wife
The Time Traveler’s Wife, Audrey Niffenegger’in 2003 tarihli Zaman Yolcusunun Karısı adlı romanından uyarlanmış 2009 yapımı bir filmdir. Başrollerini Eric Bana ve Rachel McAdams canlandırıyor. Güzel bir romantik film olunca akla gelen ilk isimlerden biri Rachel McAdams oluyor genelde. Zaman yolcusu bir erkek olur da hanımı rolünü Rachel McAdams’a vermemek olur mu, zaten? Göndermemi About Time filmi üzerinden yapıyorum. About Time filminde de ana karakter zaman yolcusuydu ve yine Rachel McAdams ile evleniyordu. About Time adının bu filmden daha çok duyulmuş olmasına rağmen ben bu kurguyu daha çok beğendim. Pinterest’te kaydedilenlerimde ne izlesem acaba diye keşfe çıktığım bir anda bu filme rastladım. O kadar kuytu köşede kalmış gibi geldi ki. Bir The Notebook kadar göze sokulan bir film değil sonuçta. En azından ben internette dolanırken çok denk gelmedim diyebilirim. Geçen günlerde Instagram keşfette gezinirken ise (yazarınız galiba biraz sosyal medya bağımlısı kendilerine şifa diliyoruz) bu kurgunun dizi versiyonundan bir sahneye denk gelmiştim. Belki boş bir vaktimde izlerim diye onu da kaydettiğimi hatırlıyorum. Hem film hem dizi önerisi çakışınca sonuç olarak filmi açtım ve izledim.
Ufak bir içeriği hakkında bilgi vermem gerekirse: Ana karakterimiz Henry yani zamanda yolculuk yapan bir bey ve Claire yani eşi arasındaki tanışma, evlilik, sevgi dolu anları izliyoruz. Bunların hepsi yaşanırken zamanda yolcuğun hayatlarında oluşturduğu problemler ve nasıl baş ettiklerine şahitlik ediyoruz.
! Yazımızın film izlendikten sonra okunacak köşesidir !
Sevgili yazarınız gün geçmiyor ki bir filme daha ağlamasın ama çok güzel kurgular bunlar dayanamıyorum maalesef. Kıyaslamalı gidecek olursam About Time filminde mesela ana karakter zamanda yolculuk becerilerini kontol edebiliyordu. Tabii ki bunda tecrübeli zaman yolcusu bir babaya sahip olmasının da payı vardı fakat bu kurgumuzda ne zamana hangi anda gidiceğini bilmeyen, gücü aniden çalışan bir ana karakteri izliyoruz. Ben bu kurguda zaman yolculuğu hakkında bilinçsiz oluşu ve ne olursa olsun ölümün önüne geçememesi fikrini beğendim. Sadece acaba annesini metroda gördüğünde acaba gidip annesine “O yılbaşı akşamı arabaya binmeyin, gelecekten geliyorum.” diye annesini rahatsız etseydi nasıl olurdu, hâlâ benim için bir merak konusu ya da denedi ve bir şey değiştiremedi mi, onu da tam anlayamadım. Back to The Future filminde olduğu gibi piyango tutturma olayını her zamanda yolculuk olan filmde arıyordum, o da vardı. Çok gereksiz bir detay ama gözüm konu zamanda yolculuk olunca böyle herkesin aklına gelebilecek kurnaz detayları aramıyor değil. Hoşuma da gidiyor böyle alakasız saçma eklentiler. Film biraz fazla karanlıktı görüntüler olarak, bu durum muhtemelen yönetmenin kurgunun dramatik yanına da dokunmak istediği için bilinçli bir tercihi olduğunu düşünüyorum. Görüntü yönetmenliği hakkında bilgim yok, ben ne hissediyorsam onları aktararak yorumlarda bulunuyorum, bunu göz önünde bulundurmanızı istiyorum. Bu sebepten ötürü de ben aklımda kalan soru işaretlerine yönelerekten biraz daha kurguyu öveceğim.
Çok basit bir kurgudur belki ama ben böyle filmlerden sonra kahvemi alıp bomboş kendi kendime kafa patlatmak, üzerine düşünmek istiyorum. Bir diğer tuhaf durumumuz: Claire karakterinin geçmişteki eşi geleceğe gelince onunla birlikte olması bu aldatma değil tabi ki ve zaten kocasının anılarında olan bir olay ama bir yandan da iki tane eşin aynı zaman diliminde aynı yeryüzünde, fikirsel olarak çok ilginç geliyor. It should be interesting to be a time traveler’s wife. Ya da kızının kendisinin gelecekteki haliyle oyun oynaması sohbet etmesi… Çok ilginç geliyor. Diğer bir başlık da çok komik gelecek biliyorum ama: kızlarının adını kimin seçtiği. Böyle şeyler beynimi yakıyor mesela. Adam bir anda geleceğe gidiyor. Karşısında kızını görüyor. Kadın asıl zamanda daha hamile. Adam geri ana zamana dönüyor ve “Gelecekte kızımızı gördüm ismi ‘Alba’ olacak.” diyor. Bu ismi kim seçti kim koydu? Kız ismini babasına farklı aktarsa bir şekilde , adı değişir miydi? Bir anda gelecekteki halinin hafızasından adı iptal olur, yeni isim mi gelirdi? Buradan da paralel evrenler ve alternatif yaşamlara geçiş yaparak beynimizi yakabiliriz. Filmin ana metni bu olmasa da benim beynimi kurcalayan saçma sorular var. Romantik film izlemeye geldik ama ben hatta hemen Christopher Nolan’ı bağlıyorum. Tenet üzerinden bizlere açıklama metni sunacakmış. 🙂 (Böyle ufak şakalar da ekleyelim)
Bende nedense böyle zamanda yolculuk esintili kurgulara bir sevgi varmış bugün bunu fark ettim. Çok sevdiğim filmlerden biri olan Lake House’ta benzer bir konu olan zaman sapması durumu vardı. O da aşık olduğum bir kurgudur. İzlemeyen herkese öneririm. Ben nedense Lake House filmini en sevdiğim filmler arasına koyabilecek kadar beğenmiştim ama maalesef ki romantizm algısı popüler kültürde farklı olduğu için galiba bu filmler o kadar tutmamış. Bu konuda nedense canım sıkılıyor ve saçma da geliyor. Dün Tiktok platformunda o kadar deli gibi övülen How to Lose a Guy in Ten Days ile aynı kalitede yeni nesil bir film geldi sonunda diye kimsenin dilinden düşmeyen o filmi açıp izledim. Arkadaşlaaa…ar nesini bu kadar övdünüz asla anlamıyorum. Ben çerezlik film severim ve epey izlerim de. Anyone But You’da ölüp bitilecek bir kurguya sahip değildi açıkçası. How to Lose A Guy in Ten Days’in özelliği eski ve tutmuş bir film olması. Esprisi oradadır o filmin. Size Anyone But You film yorumu da yazmak istemiştim ama koca filmde sadece Unwritten şarkısını çok beğendiğim için başka ne anlatırım bilemedim. Neyse ben o filmi aşağıladığım başka bir yazı yazayım bari. Bunu hakkediyorlar 🙂
Yazımızı bitirmeden önce beyaz, zengin, faşist Amerikan tiplemelerinden ve böyle insanların gerçekten yaşadığını bilmekten yorgunum. Gereksiz avlanmaya çıkmayın yoksa yanlışlıkla torununuzun babasız kalmasına sebep olabilirsiniz diyoruz. Geyik etini yemezseniz ölmezseniz diyor ve daha az riskli hobilerle uğraşmanızı diliyoruz. Kamu spotumuz bu şekildedir.
Farkındayım fikir uçuşmam çok, bunu her yazımda fark edebilirsiniz ama bu minnoş, en sevdiğiniz yazarınız da böyle biri. Yorucu ama ne yaparsınız? Pes etmiyoruz size güzel filmler ve içeriklerin yorumlarıyla gelmeye devam ediyoruz. Ödev olarak ise Lake House ve The Time Traveler’s Wife filmlerini izlemeyi unutmayınız diye hatırlatıyoruz. Sizleri çok seviyorum sağlıcakla kalın <3


