Aşk ve Gurur
Pride and Prejudice eserinin direkt Türkçe çevirisi Gurur ve Önyargı’dır. Aşk ve Gurur olarak da adlandırılmaktadır. Bu isim çokluğu akıllarda bazıları için soru işareti oluşturuyor ama ikisi de aynı kitaptır. Sadece Türkçeye çevrilirken iki isim olarak çevrilmiştir. Buna benzer bir örneğe daha sahibiz. Yine Jane Austen kitabı olan Sense and Sensibility direkt Türkçe çeviri olarak his ve hassaslık anlamlarına gelse de Türkiye’ye kitap ismi “Aşk ve Mantık” ve “Akıl ve Tutku” olarak gelmiştir.
Ortada çok fazla isim karmaşası var ama ben bu yazımda başlıktan da anlayabileceğiniz üzere Aşk ve Gurur’u kullanmayı tercih ettim.
Kitabımız demin bahsettiğimden de anladığınız üzere Jane Austen kitabıdır. Buraya gelip sizi bilgilendirmeden önce son bir araştırma da yaptım. (Yazarın hayatı, film yönetmeni vb.) Sizlere en doğru bilgileri verip film ve kitap hakkında kendi düşüncelerimden de ekleyerek güzel bir bilgilendirme sunmayı düşünüyorum.
Jane Austen’ın şu ana kadar tek kitabını okudum ve yorumuyla karşınıza geldim. Yaptığım araştırmalar sonucunda yazarımızın kötü sonla biten bir kitabının olmadığı bilgisine ulaştım. Mutlu sonlar hepimizi mutlu etse de ben romantik kitap ve filmlerde mutlu sonla bitmeyen kitapları ve filmleri daha gerçekçi bulurum hep fakat Aşk ve Gurur’daki son beni hiç rahatsız etmedi. Kitabı okumayı ve filmi izlemeyi düşünüyorsanız kesinlikle öneriyorum hemen izleyin ve okuyun.
Dönemi için önemli bir feminist(?) eser. Evlenmenin bu kadar önemli görüldüğü o zamanlarda birini reddetmek ve ya kendi fikirlerini cesurca dile getirmek cesaretinde bulunabilen bir karakterimiz var. Bu karakter tabi ki Elizabeth Bennet. Ben karakteri çok seviyorum ama her duyduğuna inanması beni hep çok üzdü.
Jane Austen hakkında konuşmam gerekirse hayat hikayesini okuyunca ailesi tarafından desteklenen ve iyi bir eğitim imkanı sunulan nadir kızlardan biri gibi gözüküyor.(o dönemin şartları içinde) Hayat hikayesi hakkında pek bir şey söyleyemeyeceğim ama yine öğrendiğim bir bilgiye göre Aşk ve Gurur’da Mr. Collins’i reddetmesi gibi kendi hayatında Mr. Wisley adında tuhaf birini reddetmiş. Bence Mr. Collins’i yazarken Mr. Wisley’in kişiliğinden yararlanmış olabilir. (Bunların hepsi birer iddiadır. Yatırım tavsiyesi değildir :D)
Kitap hakkında çok diyebileceğim bir şey yok, bence akıcıydı. Ben Türkiye İş Bankası yayınlarının çevirisinden okudum, memnunum, çeviriden rahatsız olmadım. Diğer yayın evlerinin çevirileri hakkında bir fikrim yok. Filme aşık olduğum için olaylar gözümde canlana canlana okudum. Filmin müziklerinin güzelliğini de geçmeyim kitabı okurken film müziklerini dinlemenizi öneririm.
Şimdi gelelim film yorumuna
Film ve dizi olarak çokça uyarlamaya sahip bir kitap ve bir klasik. Hatta bizim Türkiye’de bile Aşk ve Gurur hakkında bir dizi çekilmiş 6 bölümlük. Dizinin bizim kitapla pek alakası yok gibi geldi. Tabi oturup izlemediğim için yorumum üstünkörü kalacaktır. İlk sahneye bakıp evde kaç kız olduğu ve annenin nasıl olduğuna baktım ve bir de bıkmış bir baba görünce “Heh!” dedim ve kapadım. Dizi hakkında bu kadar bilgi bile yetti.
Şimdi gelelim benim aşık olduğum uyarlamaya. Joe Wright’ın yönetmenliğini yaptığı filmimizde mekanlara ve manzaralara hayran kalmamak gerçekten elde değil. Doğanın güzelliklerini bu karantina günlerinde unuttuğum sırada cidden içimi açan bir film oldu. Çekimlerde Joe Wright’a da hayran kalmamak da elde değil ve bunu tek düşünen ben değilmişim ki yönetmenimizin kariyerinde sıçrama noktası bu film ile olmuş.


